22 Kasım 2009 Pazar

ilkel yaşam koşulları

iki gündür elektriksiz ve susuz bir yaşam sürüyorum... sabahtan akşamın 7sine kadar elektrik yoktu. elektrikler gidince sularda kesiliyor bi bağlantı var aralarında...  hava saat  4 olmadan kararıyor, mum ışığında oturup kitap okumak düşüyor bana da. gün boyu ne televizyon ne internet... bir bakıma iyi oldu aslında... elimdeki kitabı bitirip yeni bir kitaba başlayamazdım böyle olmasa... illaki okurdum ama iki- üç günde okuyacağımı bir gün içinde okudum böylelikle...

neyse ne diyecektim.. ha kitap diyordum. Elif Şafak'ın "Aşk" adlı kitabını bitirdim. kitap içinde kitap... şahane... daha kitabı bitirmeden ikinci kez ne zaman okusam diye düşünüyordum. bu kitabı bir kere daha okumalıyım mutlaka... şimdi İskender Pala'nın "Katre-i Matem"ine başladım merakla ve büyük bir ilgiyle okuyorum bunuda...

cuma günü ertesi günün hafta sonu olmasını fırsat bilerek, ki haftasonu olmasa da kimsenin hafta içi hafta sonu bir işi olmadığından diğer köyün öğretmenleriyle yemeğe gittik, oradan da tatlıcıya... tatlıcının boş olması ve üst katının tamamen bize ait olmasından da oturdukda oturduk... çok güzel bir akşamdı. konunun biri kapandı biri açıldı, ortamda herkes hoş sohbet olunca insan sıkılmıyor.. otururken konu kitaplarada geldi, bahsettikleri ve okumak istediğim birkaç kitabı belirledim bile, katre-i matemi bitirdikten sonra okuyacağım kitaplar hazır...(tabi daha almadım bile ama bi siparişle gelirler veya bayrama gittiğimde alırım)
yaa bayram demişken,  salı günü ver elini memleketim... otobüse atladığım gibi 13 saat sonra evimde olacağım inşaallah.

domuz gribi tatili gündemde ama henüz kayda değer bir açıklama yapılmadı. zaten bizim kaymakamın maşaallahı var, tatil matil yapmaz, öğretmenler kimin umurunda. henüz köylerde devamsızlık çok olmasada merkezdeki okullarda çokmuş, birçok öğrenci sevkliymiş veya okula gelmiyormuş. hastanede domuz giribinden yatan doktor ve öğretmenler varmış.. Allah sonumuzu hayır etsin.
okulda çocuklar ellerini yıkasınlar diye sıvı sabun, ıslak mndil kolonya falan aldık. evlerinde sıvı sabun görmeyen (tabi sabun görüyorlardır inşaallah) veletler el yıkamak için yarışıyorlar. sürekli temiz olmalarını, ellerini sıksık yıkamalarını söylüyorum. bende elimde ıslak mendiller, anti bakteriyel jellerle kendimi korumaya çalışıyorum. c vitamini depolamak için neyin içinde c vitamini olduğunu duysam onları tüketmeye özen gösteriyorum. şimdi önümüzde bir bayram var ki; hiç bir büyüğü ziyarete gidip ellerini öpmek istemiyorum. ziyaretlerine gidip öpmesem nasıl olur acaba diye düşünmekteyim. :) eve gidince bu öneriyi anneme sunacağım ama pek sıcak bakmayacağından eminim. birde kapıya görücü müsveddelerinin dayanma ihtimali var ki o konuyu elimden geldiği kadar düşünmemeye çalışıyorum, eve gidesim kaçıyor o zaman...
buda böyle daldan dala geçmiş ve gelecek birkaç günün anlatısı oldu. daha valiz hazırlayacağım. valiz demişken...
neyse onuda sonra diyeyim bari:)

2 yorum:

. dedi ki...

zor koşullar zor bir hayat.ama yinede tadını çıkarıyosun gibi geldi bana..

çaylak dedi ki...

evet tadını çıkartıyorum. aslında buraya yazdıkça çok hayıflanıyormuşum gibi geliyor bana ama halimden memnunum çok şükür... nihayetinde sevdiğim işi yapıyorum ve sevdiğim 27 adet çocuğum var:)